Savaşın Bedelini Gemiadamları Ödüyor: Sivil Gemiler Hedef Olmaktan Çıkarılmalıdır
Karadeniz’de seyreden Türk bayraklı MV Reyhan Sarı’ya yönelik İHA saldırısında bir gemiadamı hayatını kaybetti, üç gemiadamı yaralandı. Bu saldırı münferit bir olay değil; Karadeniz’den Kızıldeniz’e, Hürmüz Boğazı’ndan Ukrayna limanlarına kadar sivil gemilerin ve gemiadamlarının giderek daha fazla savaşın içine çekildiği tehlikeli bir sürecin son halkasıdır. DAD-DER olarak bir kez daha vurguluyoruz: Gemiadamları savaşların tarafı değildir; ticari gemiler askeri hedef haline getirilemez.
Rusya’nın Taman Limanı’ndan aldığı kömürü Trabzon’a götürmekte olan Türk bayraklı MV Reyhan Sarı, Karadeniz’de insansız hava aracı saldırısına uğradı. İlk bilgilere göre, saldırı sırasında makine dairesinde görev yapan bir Türk gemiadamı hayatını kaybetti; üç gemiadamı da yaralandı. Gemide maddi hasar meydana geldi.
Saldırının tam yeri ve hangi tarafça gerçekleştirildiği konusunda henüz doğrulanmış, ayrıntılı bir resmî açıklama bulunmuyor. Bu nedenle sorumluluğun kimde olduğuna ilişkin kesin hüküm vermek için soruşturmanın sonuçlarının beklenmesi gerekiyor. Ancak kesin olan bir şey var: Bir gemiadamı daha, tarafı olmadığı bir savaşın ortasında çalışırken hayatını kaybetti.
Hayatını kaybeden gemiadamının ailesine ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı, yaralanan gemiadamlarına acil şifalar diliyoruz.
Karadeniz artık yalnızca “riskli bölge” değil, fiilen savaş alanıdır
Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Şubat 2022’den bu yana Karadeniz ve Azak Denizi’nde çok sayıda ticari gemi füze, mayın, İHA ve insansız deniz araçlarının hedefi oldu. Limanlar, yük terminalleri, demir sahaları ve seyir halindeki gemiler arasındaki güvenlik sınırları giderek ortadan kalktı.
Özellikle Temmuz 2026’da saldırıların olağanüstü biçimde yoğunlaştığı görülüyor:
- 13 Temmuz’da Odesa bölgesinde, Togo bayraklı bir ticari gemiye yönelik saldırıda üç gemiadamı hayatını kaybetti, beş gemiadamı yaralandı.
- 16–17 Temmuz’da Rusya’nın Kavkaz bölgesi açıklarında bulunan ASOMATOS adlı ticari gemi İHA’larla vuruldu; bir gemiadamı hayatını kaybetti.
- 17 Temmuz’da Mykolaiv ve Odesa liman bölgelerinde en az dört yabancı bayraklı ticari gemi zarar gördü. Bir gemide bulunan iki kişi öldü, başka bir geminin dört mürettebatı yaralandı.
- 20 Temmuz’da Odesa açıklarındaki Golden Leo adlı kuru yük gemisi üç seyir füzesiyle vuruldu. Geminin 17 kişilik mürettebatından dokuzu ile bir Ukraynalı deniz pilotu hayatını kaybetti. Sekiz gemiadamı kurtarıldı. Bu, son dönemde bir ticari gemiye yönelik en kanlı saldırılardan biri oldu.
- 22 Temmuz’da Türk bayraklı MV Reyhan Sarı saldırıya uğradı; bir gemiadamı hayatını kaybetti, üç gemiadamı yaralandı.
Dolayısıyla yalnızca 13–22 Temmuz arasındaki doğrulanabilen olaylarda en az sekiz sivil ticari gemi vuruldu veya ağır biçimde hasar gördü; 16 gemiadamı ve bir deniz pilotu hayatını kaybetti, en az 12 gemiadamı yaralandı. Bu rakamlara liman işçileri, balıkçılar, askerî amaçla kullanılan gemilerdeki personel ve hakkında yeterli bilgi bulunmayan saldırılar dahil değildir.
Uluslararası Denizcilik Örgütü de 13 Temmuz’da yaptığı açıklamada Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki saldırıların yeniden yoğunlaştığını belirterek, sivil ticari gemilere yönelik bütün saldırıların durdurulmasını istedi. IMO’nun da ifade ettiği gibi bu saldırılar yalnızca gemileri değil, gemiadamlarının yaşamını, seyir emniyetini ve küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor.
Kızıldeniz ve Hürmüz’de de tablo farklı değil
Gemiadamlarının savaşların içine çekilmesi yalnızca Karadeniz’le sınırlı değil.
IMO’nun kayıtlarına göre Kızıldeniz’de Kasım 2023 ile Temmuz 2025 arasında en az 55 ayrı vaka kayda geçti. ITF ise Kasım 2023–Aralık 2024 döneminde gemilere yönelik 300’den fazla saldırı girişimi gerçekleştiğini, iki geminin battığını ve bir geminin kaçırıldığını bildiriyor. Buradaki “300’den fazla” rakamı vurulan 300 ayrı gemiyi değil, füze, İHA ve silahlı müdahaleler dahil toplam saldırı eylemlerini ifade ediyor.
True Confidence, Tutor, Eternity C ve Minervagracht saldırılarında toplam en az sekiz gemiadamı hayatını kaybetti; çok sayıda gemiadamı yaralandı. Galaxy Leader mürettebatı ise bir yılı aşkın süre rehin tutuldu.
2026’da savaşın İran’a ve Hürmüz Boğazı’na yayılmasıyla deniz çalışanları bir kez daha ateş hattına sürüldü. Temmuz ayında Mombasa B ve Al Bahiyah adlı iki tankerin vurulması sonucunda bir Hintli gemiadamı hayatını kaybetti, sekiz gemiadamı yaralandı, üç kişi kayboldu. Hindistan, iki vatandaşının farklı saldırılarda hayatını kaybetmesinin ardından Hintli gemiadamlarının Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilerde görevlendirilmemesi yönünde karar aldı.
Bu olaylar gösteriyor ki küresel ticaretin devamından söz edenler, çoğu zaman bu ticareti fiilen yürüten insanların hayatını görünmez kılıyor. Petrol fiyatları, navlunlar, sigorta primleri ve teslimat süreleri saatlerce tartışılıyor; fakat makine dairesinde, köprüüstünde veya güvertede füze ve İHA tehdidi altında çalışan gemiadamları yalnızca birer istatistiğe indirgeniyor.
ITF’in tutumu: Gemiadamları savaşların “kaçınılmaz kaybı” değildir
Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF), 14 Temmuz’da yaptığı açıklamada hem Karadeniz’de hem de Hürmüz Boğazı’nda yaşanan saldırıları kınadı ve bütün taraflardan sivil gemilere güvenli geçiş güvencesi vermelerini istedi.
ITF Genel Sekreteri Stephen Cotton’ın da vurguladığı gibi gemiadamları, kendilerinin çıkarmadığı savaşlarda doğrudan ateş hattına sokuluyor. Ailelerinden binlerce kilometre uzakta çalışan gemiadamları; devletler, silahlı güçler ve büyük ticari çıkarlar arasındaki çatışmaların bedelini ödüyor.
ITF ile işveren örgütlerinin yer aldığı IBF’in 9 Temmuz 2026 tarihli güncel kararında şu bölgeler Savaş-Askeri Operasyon Bölgesi veya Yüksek Riskli Bölge olarak sayılıyor:
- Azak Denizi ve Kerç Boğazı,
- Kuzey Karadeniz bölgesi,
- Ukrayna’daki bütün limanlar,
- Karadeniz’in belirlenmiş yüksek risk alanları,
- Kızıldeniz’in güneyi ve Aden Körfezi,
- Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi,
İsrail ve Lübnan limanları ile bunların açıklarındaki belirlenmiş bölgeler ise Genişletilmiş Riskli Bölge kapsamında yer alıyor.
ITF sözleşmeleri kapsamındaki gemiadamları, Savaş-Askeri Operasyon veya Yüksek Riskli Bölgelere giriş öncesinde bilgilendirilmek zorundadır. Bu gemiadamları, sözleşme ve bölge tanımına bağlı olarak:
- Savaş bölgesine girmeyi reddetme,
- İşini kaybetmeden veya herhangi bir yaptırımla karşılaşmadan görevi kabul etmeme,
- Şirket hesabına ülkesine geri gönderilme,
- İki aylık temel ücret tutarında tazminat alma,
- Bölgede geçirilen süre için savaş bölgesi primi alma,
- Ölüm ve sürekli sakatlık halinde iki kat tazminat alma,
haklarına sahiptir.
Ayrıca gemi işletmecisinin ISPS Seviye 3’e eşdeğer güçlendirilmiş güvenlik tedbirleri alması gerekmektedir. Gemiadamlarının hakları ve şirketlerin yükümlükleriyle ilgili ayrıntılı bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.
Ancak burada ciddi bir eşitsizlik bulunmaktadır: Bu güvenceler en açık ve uygulanabilir biçimde ITF sözleşmeleri kapsamındaki gemilerde vardır. Sözleşmesi bulunmayan, elverişli bayrak (FOC) altında çalışan veya işverene karşı örgütsüz bırakılmış gemiadamları ise çoğu zaman kâğıt üzerindeki genel kurallarla baş başa kalmaktadır.
DAD-DER/ITF olarak taleplerimizi şöyle sıralayabiliriz:
- Ticari-sivil gemilere, balıkçı gemilerine, limanlara ve deniz çalışanlarına yönelik bütün saldırılar derhal durdurulmalıdır. Bir geminin taşıdığı yük, bayrağı, mülkiyet yapısı veya yaptırım listelerinde bulunması, gemiadamlarını askeri hedef haline getirmez.
- Savaş ve yüksek risk bölgelerinde gemiadamının özgür ve bilgilendirilmiş onayı esas olmalıdır. Tehdit, işten çıkarma, kara listeye alma veya ücret kaybı korkusuyla alınan onay geçerli kabul edilemez.
- Gemiadamının tehlikeli bölgeye girmeyi reddetme hakkı bütün gemilerde güvence altına alınmalıdır. Bu hak yalnızca ITF sözleşmesi kapsamındaki gemiadamlarıyla sınırlı kalmamalıdır.
- Alternatif ve daha güvenli rota mümkünse şirketler gemilerini savaş bölgesine sokmamalıdır. Yakıt, zaman, navlun veya sigorta maliyetindeki artış, bir insanın hayatından daha değerli değildir.
- Savaş bölgesi primi, ölüm ve sakatlık tazminatı, ücretsiz ülkeye dönüş ve iş güvencesi eksiksiz uygulanmalıdır. Yaralanan gemiadamlarının bütün tedavi ve rehabilitasyon giderleri işveren tarafından karşılanmalı; ailelere gecikmeksizin destek sağlanmalıdır.
- Saldırılar bağımsız biçimde soruşturulmalı ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Vurulan gemiler, ölen, yaralanan ve kaybolan gemiadamları hakkında ortak ve şeffaf bir uluslararası veri tabanı oluşturulmalıdır.
- Savaşların sona ermesi ve kalıcı barış için diplomatik yollar açılmalıdır. Deniz çalışanlarının gerçek güvencesi daha fazla silahlanma değil, çatışmaların sona erdirilmesidir.
Yük taşınmaya devam ederken ölüm normalleştirilemez
Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 80’i deniz yoluyla gerçekleştiriliyor. Enerjiden gıdaya, ilaçtan sanayi hammaddelerine kadar küresel ekonominin işleyişi gemiadamlarının emeğine dayanıyor. Buna rağmen savaş çıktığında ilk gözden çıkarılanlardan biri yine onlar oluyor.
Gemiadamları savaşların tarafı değildir. Ticari gemiler hedef değildir. Hiçbir yük, hiçbir navlun ve hiçbir şirket kazancı bir gemiadamının hayatından değerli değildir.
